Bazı şehirler vardır; sokaklarında yürürsünüz. Bazı şehirler ise size tarihini fısıldar. Sivas, işte o şehirlerden biri.
Sivas Kongresi'nin yapıldığı binanın kapısından içeri adım attığım an, kendimi sadece bir müzede değil, bir milletin kaderinin değiştiği günlerin içinde hissettim. Koridorlarda dolaşırken duvarlara asılı fotoğraflar, belgeler ve o dönemin izlerini taşıyan eşyalar, geçmişi bugüne taşıyan sessiz tanıklardı.
En çok etkilendiğim yer ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün çalışma odası oldu. O sade oda, bana gösterişten uzak ama büyük hedeflere inanan bir liderin izlerini hissettirdi. O masanın başında alınan kararların, yalnızca bir şehrin değil, bir milletin geleceğine yön verdiğini düşünmek insanı derinden etkiliyor.
Sivas Kongresi, "manda ve himaye kabul edilemez" anlayışının güçlü bir şekilde ortaya konduğu, millet iradesinin ön plana çıktığı dönüm noktalarından biridir. Bugün o binayı gezerken bunun sadece tarih kitaplarında okuduğumuz bir bilgi olmadığını, hissedilebilen bir ruh olduğunu anlıyorsunuz.
Oradan ayrılırken aklımda tek bir düşünce vardı: Özgürlük ve bağımsızlık, kolay kazanılmış değerler değil. Bu topraklarda verilen mücadelenin kıymetini anlamanın yolu, böyle mekânları görmekten ve o ruhu hissetmekten geçiyor.
Sivas'tan sadece fotoğraflarla değil, büyük bir saygı ve derin bir minnet duygusuyla ayrıldım.
SON DAKİKA

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir