Bir Sonraki Kazayı Beklemeden…
Bir şehirde bazı sorunlar vardır; herkes görür ama kimse çözülmesi için ilk adımı atmaz.
Ta ki bir gün, o sorun bir kazaya, bir mağduriyete, hatta daha ağır bir sonuca dönüşene kadar…
Bizim sokağımızda yaşananlar artık tam da böyle bir noktaya geldi.
Ücretsiz park edilebilen bir sokak…
Bu nedenle gün boyunca farklı araçlar geliyor. Ücretsiz park yeri bulabilmek için sağa, sola, uygun gördüğü her yere araç bırakılıyor. Sokak daralıyor, görüş açıları kapanıyor, araçların manevra alanı azalıyor.
Ve neredeyse her gün yeni bir tehlike ortaya çıkıyor.
Bugün yine bir kaza yaşandı.
Bir araç başka bir araca çarptı ve olay yerinden kaçtı. Bir başka araç ise kazadan ciddi şekilde zarar gördü. Polis ve jandarma ekiplerine haber verildi. Ekipler geldi, incelemelerini yaptı. Umarız kaçan araç bulunur ve sorumlusu ortaya çıkar.
Peki ya yarın?
Yarın yine aynı sokak, aynı park düzeni, aynı yoğunluk ve aynı risk devam edecek.
Bir sonraki kazayı mı bekleyeceğiz?
Bir gazeteci olarak yıllardır şehirlerin sorunlarını, insanların yaşadığı sıkıntıları ve çözüm bekleyen meseleleri yazıyorum. Bazen bir şehrin en önemli problemleri büyük meydanlarda değil, insanların her gün kullandığı küçük bir sokakta karşımıza çıkıyor.
Bugün bizim sokağımızda yaşananlar da yalnızca birkaç aracın hasar gördüğü sıradan bir trafik kazası olarak değerlendirilmemeli.
Bu, bir şehir düzeni ve trafik güvenliği sorunudur.
Sokağın sağlı sollu araçlarla dolması, ücretsiz park yeri arayan araçların sürekli giriş çıkış yapması, daralan yol ve azalan görüş mesafesi…
Bütün bunlar bir araya geldiğinde kazaların yaşanması şaşırtıcı olmaktan çıkıyor.
Asıl şaşırtıcı olan, bu kadar kazaya rağmen hâlâ kalıcı bir çözüm üretilmemesi.
Buradan yetkililere açık bir çağrıda bulunmak istiyorum:
Lütfen bu sokağı ve benzer durumdaki bölgeleri bir kez de masa başından değil, yerinde inceleyin.
Sabah saatlerinde gelin.
Akşam saatlerinde gelin.
Araçların nasıl park ettiğini, trafiğin nasıl sıkıştığını, sürücülerin nasıl manevra yapmak zorunda kaldığını görün.
Belki bazı bölgelere park yasağı getirilmeli.
Belki tek yön uygulaması değerlendirilmeli.
Belki park düzeni yeniden oluşturulmalı.
Belki çevrede alternatif otopark alanları planlanmalı.
Belki de bölgenin trafik akışı yeniden ele alınmalı.
Çözüm ne olursa olsun, bunun uzmanlar tarafından değerlendirilmesi ve kazalar yaşanmadan önce uygulanması gerekiyor.
Çünkü bir şehirde yönetim sadece sorun çıktıktan sonra müdahale etmek değildir.
Asıl mesele, sorunları önceden görebilmek ve gerekli tedbirleri zamanında alabilmektir.
Bugün bir aracın hasar gördüğü yerde, yarın bir insan zarar görebilir.
Bugün maddi hasarla atlatılan bir kaza, yarın çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.
İşte tam da bu nedenle soruyorum:
Bir sonraki kazayı beklemeden, bu sokağın sorununu çözmek için ne zaman harekete geçeceğiz?
Bu yazı bir şikâyet değil.
Bu yazı, yaşadığımız şehrin daha güvenli, daha düzenli ve daha yaşanabilir olması için yapılan bir çağrıdır.
Çünkü şehirler yalnızca binalardan ve yollardan oluşmaz.
Şehirler, o sokaklarda yaşayan insanların hayatlarından oluşur.
Ve bazen bir insanın hayatını korumak için yapılması gereken şey, sadece bir trafik levhası koymak ya da birkaç aracı başka bir yere yönlendirmek kadar basit olabilir.
Yeter ki bir sonraki kazayı beklemeyelim.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir