Bazı şehirler vardır; sizi tarihiyle büyüler. Bazıları ise hafızanızda derin izler bırakır. Sivas, benim için işte tam da böyle bir şehir oldu.
Sivas'a yaptığım ziyarette birçok tarihî ve kültürel güzelliği görme fırsatı buldum. Ancak beni en çok etkileyen duraklardan biri, hiç kuşkusuz Madımak oldu.
İçeri adım attığım anda hissettiğim duyguyu tarif etmek kolay değil. Koridorlarda dolaşırken zaman durmuş gibiydi. Sessizlik, bazen en güçlü cümlelerden daha fazla şey anlatıyordu. Tüylerim diken diken oldu. O an sadece bir binayı değil, Türkiye'nin ortak hafızasında derin iz bırakan bir acının izlerini gördüğümü hissettim.
2 Temmuz 1993'te, Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas'ta bulunan sanatçılar, yazarlar, ozanlar ve aydınların konakladığı Madımak Oteli, otelin önünde toplanan kalabalığın saldırısı sonucu ateşe verildi. Yaşanan yangında 33 aydın ve sanatçı, 2 otel çalışanı ile olaylar sırasında kalabalıktan 2 kişi hayatını kaybetti. Bu olay, Türkiye'nin yakın tarihindeki en acı toplumsal kırılmalardan biri olarak hafızalara kazındı.
Bugün Madımak'ı gezerken hissettiğim en güçlü duygu, acının kimliği, düşüncesi ya da inancı olmadığını bir kez daha anlamaktı. Acı, hepimizin ortak vicdanına dokunur. Geçmişi değiştiremeyiz ama ondan ders çıkarabiliriz.
Madımak, bana yalnızca yaşanmış bir trajediyi değil; hoşgörünün, farklılıklarla birlikte yaşayabilmenin ve toplumsal barışın ne kadar kıymetli olduğunu da hatırlattı.
Sivas'tan ayrılırken valizime birkaç hatıra değil, uzun süre unutamayacağım duygular koydum.
Bu yazı, Sivas izlenimlerimin ilk bölümü. Önümüzdeki günlerde bu kadim şehrin tarihî eserlerini, kültürünü, insanlarını ve bana hissettirdiklerini de sizlerle paylaşacağım.
Çünkü bazı şehirler sadece görülmez; hissedilir. Ve bazı mekânlar, sessizlikleriyle bile insana çok şey anlatır.
SON DAKİKA

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir